Beyoğlu Anıları -5-

tramvay- istiklal-caddesi

14-15 yaşlarındaydım, bir yaz tatiliydi. Tek başıma Beyoğlun' da yürüyordum. Evimize yakın bir yerdeydim ama tam neresi de hatırlamıyorum. Bizim sokağın bir üst sokağındaki gencin bir süredir bana dikkatle baktığını farketmiştim elbette. O gün herhalde cesaretini toplamış olmalı ki beni durdurup konuşmak istedi. O yıllarda, hem de evime yakın bir yerde bir gençle konuşmam mümkün mü? Ağzımdan hayır kelimesi bile çıkmadı başımı sallayıp kaçtım.

st.antoin kilisesi

Salı günleri Saint Antuan kilisesine giderdi herkes mum yakıp dua etmeye. Taa nerelerden bir sürü insan gelirdi. Çok severdim kilisenin mistik atmosferini. Bazen öylesine girer oturur düşüncelere dalardım. Yine bir Salı günü gittiğimde beni takip etmiş ben hayal alemine dalmış otururken yanıma oturuverdi. Kibar bir gençti, rahatsız edici, taciz edici bir tavrı olmadı hiç. Sadece konuşmak, tanışmak istiyordu. Bir süre konuştuk ama ne yazık ki arkadaş olmamızın mümkün olmadığını babamın son derece otoriter bir insan olduğunu söyledim. Sadece ailece yakından tanıdığımız kişilerle görüşmeme izin verirdi. Haftasonları bir çay partisi filan olacaksa arkadaşlarımın aileleri yalvar yakar izin alırdı. O da kırk yılda bir birkaç saatliğine.
Herhalde beni takip eden tek kişi o genç değildi ki babamın hemen herşeyden haberi oldu. Kötü birşey yapmamış olmama rağmen inanılmaz sinirlendi. Yine Beyoğlunda başka bir yerde ev tutmuş ama daha yerleşmemiştik. Tam işyerinin üstüydü. Ceza olarak tüm yaz tatili boyunca sabahları onunla gittim ve bütün günü üst kattaki boş dairede kapalı olarak geçirdim. Günlerce, haftalarca değil; tam iki ay boyunca boş odalarda dolanıp durdum, yazdım, okudum.  Kafeste bir hayvan nasıl hisseder bilir misiniz? Ben bilirim. O zaten anlamsız yere aldığı cezayı düşünmez de sadece kaçma kurtulma planları yapar içgüdüsel olarak. Ve nefreti öğrenir. O yaz nefreti iliklerime kadar hissettim. O dönemlerdeki yetiştirilme tarzımız farklıydı tabii. Ne kadar kızsak, üzülsek de içimize atar kabullenirdik. Mecburen kabullendiğimiz durumlar için aa ne güzel çocuğumu eğittim, terbiye ettim diye düşünülürdü. Oysa onun beni sokmaya çalıştığı şekle asla giremedim. Kendi kendime uygun olan ilk fırsatta o evden gideceğime söz verdim. Sözümü tutmam uzun zaman aldı. Seksenlerin, doksanların Türkiyesi' nde fazla şansım yoktu sabretmekten başka....

(Beyoğlu anılarıma kaldığım yerden devam ediyorum. Gerçi bir anda tüm anılar sırayla gelmiyor. Bazen böyle yukarıda anlattığım gibi geçmişten gelip beni günlerce rahatsız ediyor ve ancak yazdıktan sonra rahatlıyorum. Bu benim için bir terapi gibi. Burada duygular üzerinde çalışmak deniyor, herhalde benim çalışma şeklim de bu. O yüzden anıları biraz karışık yazabilirim kusuruma bakmayın. Diğer Beyoğlu Anılarım ile ilgili yazıları henüz okumadıysanız buradan bakabilirsiniz)

15 yorum:

  1. Beyoğlu anıların olduğunu bilmiyordum, diğerlerine de bakacağım. Baban hakikaten çok aşırı tepki vermiş yaaa:(((belki de çok iyi biriydi kim bilebilir ama baba ya ya kötü biriyse diye korkmuştur onu da anlıyorum. Görüyoruz neler oluyor gazetelerde...:((

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Tabii o zamanlar ebeveynlerin bakis açisi farkliydi ama evet babam asiri sertti.

      Sil
  2. Yanıtlar
    1. böyle bir şarkı var onu yazmıştım yorumumu silemiyorum siz silebiliyorsunuz sanırım.

      Sil
  3. St Antuan benim en sevdiğim yerlerden biridir..

    YanıtlaSil
  4. Baban biraz fazla sertmiş. Bazen kızların eğitiminin bu şeklde olabileceğini sanıyorlar malesef. Neyse ki zaman sana güzellikler getirmiş...

    YanıtlaSil
  5. Bu yazı dizisi bir anda karşıma çıktı ve okuduğum bu bölümü çok sevdim.. benzer öğretiler, aynı yıllar... Beyoğlu' nun bütün ara sokaklarını dolaşırdım İstanbul' da yaşarken, her sokakta mimari açıdan ayrı bir mükemmellik sunan sıralanmış binalar.. anılarıma kardeşlik yaptı anılarınız :)
    Sevgiler,

    YanıtlaSil
  6. Bende Bakırköylüyüm.Beyoğlunu iyi bilirim.Gerçi şuan eski Beyoğluyla alakası kalmadı malsef

    YanıtlaSil
  7. Derya, düşündüklerim tabii ki tahmin edebileceklerin canım. Baba otoritesinin o zamanlar bazı ailelerde çeşitli ve kendilerine ait bizim , benim hâlâ anlam veremediğim nedenlerle diktatörlük gibi olduğunu anladım. Dilerim bu yükleri böyle atarsın canım. Ben anlatmaya doyamıyorum ya...Nedenini iyice anladım.' Kim neyi bilirse bilsin artık umurumda değil' dönemimi yaşıyorum. Tabii iyi değil bu ama ipin ucunu kaçırdım ben...Devamını merakla bekliyor olacağım. Sevgiler canım.

    YanıtlaSil
  8. ayyyyy kıyamaaaaaam yaaaaa :)

    YanıtlaSil
  9. ah deryuşum seni çok iyi anlıyorum benim dönemimde de babam çok kısıtlayıcıydı.Okul arkadaşım ödev soracaktı da çocuğu dövmediği kaldı. Sonradan biz büyüdükçe düzeldi neyseki ya da çağa uyum sağladı:) Üniversitede bir grup uzun saçlı , küpeli erkek arkadaş gelmişti ziyaretime. Hatta onları alıp mahalle bakkalına götürmüştüm bilerek millet görsün diye. Okuyoruz, arkadaşız, zihniyetinize tüküreyim manasında:D millet alışıyor anlıyor ama bir nesil yok oluyor sırf bu yüzden. Senin anılarını okumak çok keyifli , kalemini seviyorum. Karışıklık yok deryacım gayet akıcı ve dahası yok mu dedirtiyor. Kitap yazsan yerinde olur yani :) Öpüyorum canım benim :*

    YanıtlaSil
  10. İçim daraldı gerçekten ,bizim dönemin haksızlığa uğrayan kızları :( Ne yazık ki bir dönem yargısız infaz çok yapılırdı babalar tarafından :( Beyoğlu anılarında sanırım kendimden parçalar bulacağım.

    YanıtlaSil
  11. Ayaklı dedikodu gazeteleri her zaman her yerde varmış demek ki...
    O delikanlı sebep olduğu sorunun farkında oldu mu merak ettim.

    YanıtlaSil
  12. Fazla otoriter bir babam varmış.Benim de annem pek anlayışlı değildi.Hepimizin var böyle sıkıntılı anıları.Çok şükür ki çok iyi bir yerdesin şu an...

    YanıtlaSil

Blogger tarafından desteklenmektedir.