Beyoğlu Anılarım -7-

Kasım 27, 2017
Babaannem misafir çok severdi. Komşular her gün çatkapı gelirdi. Hatta tencereyle birbirlerine uğrar öğle yemeklerini birlikte yerdi apartmanın kadınları. Eski evlerde girişte her gün kullanılan bir oturma odası olurdu. Misafir odası, sadece özel günlerde açılırdı. Burada televizyon izlenir, yemekler yenir; kısacası günün büyük bir kısmı geçirilirdi.

Komşularla çok samimi olduğundan, babaannem onları da hemen girişteki odada ağırlardı. Ne var ki, artık bu konuda sorunlarımız olacaktı. Gelin hanım misafir sevmiyor ve her gün öğlende oturma odasındaki kanepeye uzanıp yatıyordu. Babaanneciğimin kapı çalacak da aniden biri gelecek diye ödü kopardı. Aslında insan evinde istediği yerde yatar değil mi? Ama hem eski insanlar buna alışık değildi, hem de tüm ailenin ortak kullanım alanının kısıtlanması anlamına geliyordu. Benim de tek oyun oynayabildiğim yer olduğu için hiç hoşuma gitmemişti bu durum. Çocukluk işte her ne kadar o uyurken sessiz durmaya da çalışsam dalıp şarkı söylemişim oynarken. Hemen yerinden kalktığı gibi yüzüme bir tokat attı. Neye uğradığımı şaşırmıştım. Bir anda bu evlilikle ilgili duygularım olumsuza dönmüştü.
Hemen koşup kendimi tuvalete kilitledim ve babam gelene kadar da çıkmadım. Yiğidi öldür hakkını yeme demişler, her ne kadar kendisi çok otoriter de olsa; eşine bir problem olduğunda onunla konuşmasını ve bu tokat olayının tekrarlamasını istemediğini söyledi.
Ama o günden sonra asla onu sevemedim. Babaannem yanımda olduğu sürece mutluydum. Tek korkum ona bir şey olmamasıydı. Geceleri bazen uykumdan uyanıp nefes alıyor mu diye kontrol ederdim. Minicik dünyamda tek sevdiğim insan oydu.


Üvey annemin annesi kendisinden de beterdi. Kızını yönetiyor, her dediğini yaptırıyordu. İlk günden beri babaanneme karşı düşmanca ve mesafeliydi. Torununun sadece haftasonları yanımıza gelmesine izin veriyordu. Aslında çocukla hiç problem yaşamadım. Sonraki yıllarda problemli bir çocuk da olsa, benimle kişisel bir sorunu olmadı. Hatta yıllar sonra karşılaştık konuştuk.
Dedemin akrabaları üvey annemle aynı semtte yaşıyorlardı. Babaannemle onları ziyarete giderdik sık sık. O dönemde çocukların büyüklerin yanında fazla konuşması hoş görülmediğinden farklı bir yönüm gelişmişti. Dinlemek. Konuşulan her şeyi dinler ve bir sünger gibi çekerdim. Büyüklerin tahmin edebileceğinden çok daha fazla şeyin farkındaydım bu sayede. Babaannemin görümcesi, gelininin ilk eşinden ayrılma sebebini anlattığında kadıncağız şok olmuştu. Neden evlilik öncesi onlara sorarak araştırmadılar şimdi bilemiyorum. Kadın ilk eşini aldatmış ve bu yüzden boşanmışlar. Bu bilgi aklımdan hiç çıkmadı. Babaannem babama hiç bir şey anlatmamamı tembihlediği için ben de ağzımı sıkı tuttum. Ama bu öğrendiklerinin onu çok üzdüğünü, içine kapanıp saatlerce düşüncelere dalmasından anlıyordum. Babama anlatıp onu üzmek istemiyordu...

41 yorum:

  1. Great post dear

    Have a nice day! :)

    YanıtlaSil
  2. Babaannemi ben de çok severdim, ölümünü hayal meyal hatırlıyorum, çok küçüktüm.Ama sevgisi kocaman içimde, ismini de taşırım her şeyimi de benzetirler. Kıymetlilerimiz, hayatın zorluklarına dayanak yaptığımız sevgilerimiz işte, hepimizin.
    Sevgilerimle

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Unutulmuyor sevdigimiz insanlar.

      Sil
  3. İnsan evladı üzülmesin diye en mühim şeyleri saklayabiliyor işte.Olan olmuş zaten boşanma sebebini söylese ne olacak.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Araya tatsizlik girsin istemedi sanirim.

      Sil
  4. Babaannen iyi ki varmış Derya. İyi ki ona sığınabilmişsin...
    İlk fotoğrafındaki bakışını çok sevdim. ben hallederim, ben yaparım, ben yenerim demişsin sanki ♥

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Hassas da olsam güçlü oldum hep 😊

      Sil
  5. Ah çocukluk... büyüklerin davranışlarıyla vaktinden önce büyüyen çocukluk.. yaşdaş olduğumuz için o kadar iyi algılıyorum ki yaşadıklarınızı ve betimlediğiniz yaşamı. Ben maalesef babaannemi tanıyamadım, vaktinden önce göçmüş gitmiş. Anneanne ve dede zenginliği ile büyüdüm. Onlardan, başkalarının yaptığı kötü davranışların nasıl iyiliğe dönüştürüleceğini öğrendik. Rahmet olsun canlarına... Kucaklıyorum sizi İstanbul sevgisiyle..

    YanıtlaSil
  6. Derya abla bu beyoglu serisi yazilarin beni mahfedecek gibi duruyor.Icime ates dusuyor sanki okudukca...Nasip bir travma bu?Kitap olur,dizi olur ya...O babaannenin eli ayagi,opulur💕

    YanıtlaSil
  7. Yazılarını okudukça seni daha iyi tanıyorum canım. Çocuğunu bırakıp gelen kadının anneliği ne kadar olur?? Çocuklarını bırakanları anlamıyorum. Sonra üvey annen kendi çocuğunu aldı mı yanına merak ettim.

    YanıtlaSil
  8. Üvey annenin attığı o tokat okurken canımı acıttı çocuk yüreğini hissettim:( Ya insanlardan nefret geldi şu bahçedeki kediler annesiz yavrulara şefkatle bakıp, emziriyor bazen. İnsanlar utansın.:(

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Hayvanlar daha sefkatli haklisiniz.

      Sil
  9. İyi ki babaannen varmış.Bu da aslında bir şans.Bizim annemiz babamız evliydi ama hep tartışma hep tartışma :(

    YanıtlaSil
  10. Merhaba
    Yine güzel bir yazı hazırlamışsınız, ellerinize sağlık. Çok duygulandım okurken. Bu gün instagramda siyah beyaz fotograf etkinliği için rahmetli kayınvalidemin resmini paylaşmıştım. O da sizin babaneniz gibi çok tatlı bir insandı.Diğer yazılarınıza da bir bakayım. Siz hep yazın.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Resmi gördüm eski insanlar bambaskaydi 😊

      Sil
  11. Geçmiş geçmişte kalmış ama üvey annenize çok sinirlendim. O fotoğraftaki tatlı kıza nasıl vurulur ya...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. O farkli düsünüyordu sanirim 😊

      Sil
  12. So interesting post daring,love it!
    Wish you nice day!

    New post is on my blog.
    Visit me, Maleficent

    YanıtlaSil
  13. Herkes payına düşeni yaşıyor bu hayatta. Kolay değilmiş senin payına düşen.

    YanıtlaSil
  14. Fazlaca dokundu yüreğime... Kaleminize yüreğinize sağlık.

    YanıtlaSil
  15. ayy yaaa kıyamam bu yazıyaaa. fotodaki de işte aynı sen valla. yüz ifaden aynısından benziyoooo :)

    YanıtlaSil
  16. Her okudugumda bir sonrakini iple çekiyorum cankn yeni yazını , iyiki babannen varmış gerçektende...

    YanıtlaSil
  17. Çok sıkıntılı günler yaşamışsın kuzum kalemine sağlık öpüyorum.

    YanıtlaSil
  18. Artık tedavim bitiği için Derya, yayınlarını kaçırmayacağım. Bayağı zor günler yaşamışsın; bilhassa küçük bir çocuk için ağır şeyler... Yaşandı ve bitti diyemeyiz, zira izleri her daim bizde. Merakla diğer bölümü bekleyeceğim Derya. Sevgilerimle canım.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Evet izleri kaliyor ama simdi iyiyim 😊

      Sil
  19. Derya abla, kadının kızı ile görüşüyor musunuz

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Oglu vardi hayir artik görüsmüyoruz farkli bir ülkede yasiyor.

      Sil
  20. Deryacığım ya içim acıyor okurken :( Küçücük dünyanda ne zor günler geçirmişsin.

    YanıtlaSil

Blogger tarafından desteklenmektedir.